Çizgi roman dünyasının iki büyük kahramanı Batman ve Superman arasında her zaman bir zıtlık olmuştur. Bu zıtlığı, basite indirgeyerek, Superman insanlara iyiliğe dair umut verir, Batman ise kötülerin kalbine korku salar olarak açıklayabiliriz. Birçok insan, serinin ikinci filmi olan, The Dark Knight‘ı bu serinin en iyi filmi olarak gösterir. Fakat ben iddia ediyorum ki, Batman’i en iyi anlayan film Batman Begins‘tir. Böyle düşünmemin en büyük sebebi ise filmin her noktasında kendisini hissettiren teması: Korku

Christopher Nolan, Tim Burton ve Joel Schumacher’in Batman filmlerin aksine, çok daha gerçekçi ve ciddi bir Batman serisi çekmek istiyordu. Bunun için de serinin giriş filminde, Batman’i anlatmanın en iyi yolu olan korku temasını ve bunu en iyi işleyecek kötü adamı seçerek yapmış: Scarecrow (Korkuluk). Film, insanların yaşama ve düşünme şeklini nasıl etkileyebileceğini göstermek için korkuyu kullanıyor. Korkunun bu etkilerini temsil eden karakterlerimiz Batman ve Scarecrow arasında büyük bir paralellik var aslında. Her biri hayatlarına başlamak için büyük miktarda korkuya maruz kalıyor. Çocuk yaşta ailelerini Gotham’ın suçluları yüzünden kaybeden Bruce ve Jonathan’ı ilk başlarda suçlulara karşı korkuları benzer şekilde etkiler ancak uzun vadede bu korkunun etkileri oldukça farklı olur. Fark, korkuyu kontrol etme yetenekleri ve bu korkuları kullanma şekilleridir. Batman, suçla mücadele etmek, masum insanları korumak ve Gotham’ı iyileştirmek için korkularını kullanırken, Scarecrow, Gotham’ın yozlaşmışlığını hiçbir şeyin kurtaramayacağını düşünerek onları en büyük korkularıyla yüzleştirip, şehri yok etmek istiyor.

Fakat filmimizin tek kötü adamı Scarecrow değil. Yine Batman ile çok benzerlik gösteren bir kötü adamımız daha var: Ra’s Al Ghul. Liam Neeson’ın karakteri filme öyle bir bilgelik katmış ki onun sahnelerini açıp açıp izlerim sürekli. Ra’s Al Ghul ve Batman’in yaşadıklarının ve düşüncelerinin ne kadar benzediğini fakat çıkardıkları sonucun ve aksiyona geçiş şekillerinin ne kadar farklı olduğunu görüyoruz. Bu da filmimizin bize iyilik ve kötülük arasında ne kadar ince bir çizgi olduğunu gösterme şekli.

Bu harika üçlemeyi daha iyi hatırlamak için, alıntılarımıza geçmeden önce, çok iyi hazırlanmış bu videoyu izlemenizi tavsiye ederim.

Bu muhteşem filmden, harika alıntılar ile filmin korku temasını ve anlatmak istediği düşünceleri birlikte inceleyelim. Hazırsanız, “Batman Başlıyor”

1Thomas Wayne: Yine yarasalar mı? Sana neden saldırdıklarını biliyorsun, değil mi? Senden korkuyorlardı.
Bruce: Benden korkuyorlar mı?
Thomas Wayne: Bütün yaratıklar bir şeylerden korkar.
Bruce: Korkunç olanlar bile mi?
Thomas Wayne: Özellikle korkunç olanlar.

Kimse psikopatlık geniyle doğmaz. İnsanların yaşadığı olayların yarattığı travmalar onları bu yola sürükler ve korkularını gizlemek için şiddete başvururlar. Suçlular aslında korkularını en çok bastıran insanlardandır. Bu yüzden “Tüm canlılar korkar, özellikle korkutucu olanlar.” sözü, bir Batman filmine gerçekten çok yakışıyor.

2Senin dünyandaki insanların kaybedecek çok şeyi vardır. Evet, biliyorum. Annen ve baban vuruldu diye hayatın acımasız yüzünü biliyorum sanıyorsun, ama bilmiyorsun. Sen çaresizliği hiç tatmadın. Sen Bruce Wayne’sin. Gotham’ın prensisin. Adını bilmeyen biri için 1000 mil uzağa gitmen gerek. Bu yüzden sakın öfkeni kusmak için buraya gelme. Kendini kanıtlamaya çalışma. Bu senin asla anlayamayacağın bir dünya. Ve insan her zaman anlamadığından korkar.

İnsanlar, kontrol etmeye alışkın canlılardır ve insan anlayamadığı şeyi kontrol edemez. Anlayamadığı şeyden her zaman bir zarar görebileceğini düşünür. İşte bu yüzden “İnsan her zaman anlamadığından korkar.” Ailesini öldürttüğüne emin olduğu Carmine Falcone’un bu sözleri üzerine Bruce, onu kimsenin tanımadığı yerlere, hayatın gerçek yüzünü görmeye, çaresizliği tatmaya ve suçluların nasıl düşündüğünü öğrenmeye gider.

3Korkuyu birinin üzerinde kullanmak için önce kendi korkularının efendisi olmalısın.

Henri Ducard’ın Bruce Wayne söylediği bu sözlerden, “korkularınız bugün size engel oluyor olabilir ama onları doğru kullanmayı öğrenirseniz düşmanlarınıza karşı en büyük silah haline getirebilirsiniz.” anlamını çıkartabiliriz.

4Suçunu öfkenle bastırmayı öğrenmişsin. Sana yüzleşmeyi öğreteceğim ve gerçeği kabul etmeyi.

“Suçlular aslında korkularını en çok bastıran insanlardandır.” demiştik önceki maddelerimizde. Bruce da ailesinin vurulduğu gece, yarasalardan korkup operadan erken çıktıkları için kendini suçlar bunca zaman. Fakat bu suçluluğunu suça karşı duyduğu öfkesiyle bastırır. Ducard ona korkularımızı ve suçluluk duygularımızı içimize gömmeyip onlarla yüzleşmemiz gerektiğini öğretir. Çünkü bastırılan duygular elbet bir gün patlayarak gün yüzüne çıkar ve bu en çok kendimize zarar verir.

5Ducard: Ailenin ölümü senin hatan değildi. Babanın hatasıydı. Öfken babanın harekete geçmesindeki hatasını değiştirmez.
Bruce: Adamın silahı vardı.
Ducard: Bu seni durdurur muydu?
Bruce: Ben eğitim aldım.
Ducard: Eğitim hiçbir şeydir ama irade her şeydir. Harekete geçme iradesi…

“The Will To Act” bu söz gerçekten çok güçlü benim için. Benim şahsi motivasyon cümlem diyebilirim bunun için. Bazı günler yapılacak çok şey varken hiçbir şey yapmak istemezsiniz, hatta kimi zaman yataktan kalkacak gücü bile bulamazsınız kendinizde. Ben böyle anlarda bu sahneyi düşünüyorum. Benim düşünceme göre Batman gerçekten bir süper kahraman ve süper gücü ise, ne malum bir filmde dendiği gibi zengin olması ne de, kendisi için sürekli söylenen, hazırlıklı olmasıdır Batman’in süper gücü asla sarsılmaz iradesidir.

6Neden düşeriz Bruce? Tekrar ayağa kalkmayı öğrenebilmek için.

Filmde pek çok kez tekrar eden bir sözdür bu: “Neden düşeriz Bruce?”. Hepimiz hayatımızda düşüşler yaşarız, fakat “Artık benim için yolun sonu” gibi düşüncelere kapılırsak bir daha ayağa kalkamayız. İşte ben bu yüzden Batman’in süper gücü iradesidir diyorum. Kimsenin yaşayamayacağı düşüşler yaşayıp her seferinde ayağa kalkmasını bilmiş biri o. Batman Begins filmi de biz izleyenlerin gözüne sokuyor adeta bu düşünceyi; “Düştüysek kalkarız, daha ölmedik ya!!”

7Günün birinde bu acıları hiç yaşamamış olmak adına, sevdiğin kişinin hiç var olmamış olmasını dilersin. 

Filmi ilk izlediğimde bu replik tokat gibi çarpmıştı suratıma. Küçük yaşta izlediğim için böyle bir şey olacağını düşünmemiştim. Ama daha sonra benzer acıları yaşayınca bu replik ve bu film çok daha anlam kazandı gözümde. İnsanoğlunun doğasında olan bencilliği daha iyi gördüm. Fakat bunu kötü anlamda demiyorum. Sevdiğiniz bir insanı kaybettiğinizde yaşadığınız acının ve üzüntünün kendiniz için olduğunu inkar edersiniz. Bu inkar acınızı dayanılamayacak hale getirir ve “Günün birinde bu acıları hiç yaşamamış olmak adına, sevdiğin kişinin hiç var olmamış olmasını dilersiniz.” İşte bu bencilliği kabulleniş ile hayatınıza devam edebilmeyi öğreniyoruz.

8Özünde ne olduğun değil, yaptığın şeyler seni tanımlar.

İlk okunduğunda biraz klişe bir söz gibi görünse de Batman filmine çok yakıştığına inandığım bir söz bu. Playboy maskesini takıp satın aldığı hotelde eğlenen Bruce uzun zamandır görüşmediği çocukluk aşkı Rachel Dawes’le karşılaşınca “Ben aslında hatırladığın, bildiğin Bruce’um. Bu gördüğün, gerçek ben değil,” der. Rachel da o vurucu sözü söyler “Sorun özünde ne olduğun değil, yaptığın şeyler seni tanımlar.” En az Bruce Wayne kadar, biz seyirciler de olduğumuz yerde kalakalmışızdır. Çünkü Rachel haklıdır ve haklılığını Bruce Wayne ile aynı anda biz izleyiciler de fark etmişizdir. Filmin sonuna doğru Batman Gotham’ı kurtarmak için ayatını riske atacağı anda Rachel ile yan yana gelirler ve Batman’e sorar, “Belki de ölüp gideceksin, en azından Gotham halkına kendileri için canını feda etmeye hazır bu kahramanın kim olduğunu bilme hakkını tanı” der. Batman de önceki konuşmalarına hitaben “Sorun özünde ne olduğun değil, yaptığın şeyler seni tanımlar.” diyerek uzaklaşır.

İşte bu sahne ben de hep şu fikri uyandırmıştır: Tıpkı Superman’in gerçek kişiliği Superman, gizli kimliği Clark Kent olduğu gibi Batman de aslında Bruce Wayne değildir, Bruce onun sadece gizli kimliğidir. O sadece Batman’dir.

9Bruce Wayne: Siz “vigilante”siniz.
Henri Ducard: Hayır, hayır. “Vigilante”ler kendi zevkleri içinde kaybolan tiplerdir.Yani yok edilebilirler ya da hapse girerler. Ama kendini bir insandan daha fazla yaparsan, kendini bir ideale adarsan, ve seni durduramazlarsa, o zaman tamamen başka bir şey olursun.
Bruce Wayne: Nedir o?
Henri Ducard: Bir efsane, Bay Wayne.

*Vigilante: Kanuni yetkisi olmadan, kendi fikrine göre zorla düzen sağlamaya uğraşan kimse

10Ancak bir suçlu karmaşık değildir. Gerçekten korktuğun şey, kendi içinde. Kendi gücünden korkuyorsun. Öfkenden, harika ve ya korkunç şeyler yapmaktan korkuyorsun.

11Korkacak hiçbir şey yok, korkunun kendisinden başka!

12Hiç kimse Gotham’ı kurtaramaz. Bir orman çok vahşi bir şekilde büyüdüğünde, tasfiye eden bir ateş kaçınılmaz ve doğaldır. Yarın, dünya korku içinde, en büyük şehrin korkusundan kendini yok etmesini izleyecektir. Ahenke dönüş bu kez durdurulamayacak.

13Suç tolere edilemez. Suçlular, toplumun anlayışı ve hoşgörüsü yüzünden çoğalırlar.

14Bruce: Ne yaptım Alfred? Her şey… babamın, ailemin inşa ettiği her şey…
Alfred: Wayne mirası tuğla ve harçtan öte bir şey, efendim.
Bruce: Gotham’ı kurtarmak istedim. Başarısız oldum.
Alfred: Neden düşüyoruz efendim? Böylece ayağa kalkmayı öğrenebiliriz.
Bruce: Hala benden vazgeçmedin mi?
Alfred: Asla!

İçeriğimizi okuduktan sonra Batman Begins’i tekrar izlemek isteyip de zaman bulamıyorum diyorsanız, sizlere filmden en sevdiğim 5 dakikayı bırakıyorum. İyi seyirler.

BATMAN OUT 🙂

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here