Ana sayfa Sinema Efsanelerin Efsane Benzerliği: The King of Comedy ve Joker Arasındaki 7 Ortak...

Efsanelerin Efsane Benzerliği: The King of Comedy ve Joker Arasındaki 7 Ortak Nokta

351
0

Zimmerman nerden bilecektiki satirik kara mizah anlayışının bir gün Joker adında tüm zamanların en iyi filmleri listesinde ilk 10’a giren bir filmle kıyaslanacağını. Bu yazımda, biri zaten Martin Scorsese imzası taşıyan diğeri ise ondan ilham almış iki film arasındaki benzerlikleri sinemanın tekerrür eden dünyasından bildiriyorum!  

1Yalnız Ruhlar

İki karakter de içlerindeki çocuğu yaşlarına rağmen koruyorlar. Arthur da Rupert da sürekli gülümseyen, iyimser insanlar. İki adamın belki de kişiliklerine  yön veren ortak özellikleri ise otuzlu yaşlarının ortalarında olmalarına rağmen hâlâ anneleriyle yaşıyor olmalarıdır. İki karakterin de tek dayanakları anneleri olsa da Rupert daha filmin başından itibaren, Arthur da filmin üçüncü çeyreğinde annesinden vazgeçiyor. Böylece karakterler giderek yalnızlaşıyorlar.

2Tramvalar

Çocuksu ruhlara sahip kahramanlarımızın çocukluklarının pek parlak geçmediği aşikar. Arthur babasını hiç tanımamış, gayrimeşru bir çocuk. Psikolojik sorunlar yaşayan annesinin sevgilileri tarafından hor görülen ve dayak yiyen Arthur, bu süreçten kalıcı bir psikolojik hasar almadan kurtulamıyor. Travma Sonrası Stres Bozukluğu adı verilen hastalıktan hâlâ muzdarip olan Arthur, stres ya da üzüntü anlarında kahkahalar atıyor ve gülmesini durduramıyor. The King of Comedy’nin kahramanı Rupert ise alkolik bir ailenin evladı. Annesinin alkolle olan samimiyetini komik bir dille anlatan Rupert, ailesinin çocukken onunla hiç ilgilenmediğini belirtmekten çekinmiyor. Babası da en az annesi kadar alkolik olan Rupert’ın ailesi o kadar çok kusuyormuş ki karakterimiz belli bir yaşa kadar susmayı yetişkin olmakla özdeşleştirmiş. İşte iki karakter arasındaki farklardan biri burada ortaya çıkıyor. Rupert çocukluk travmalarını mizaha döküp onları sıradan bir insanı eğlendirecek anılara dönüştürürken Arthur bu yüzden annesini ve toplumu cezalandırıyor.

3Hayal Dünyasında

İki karakterin de belli başlı psikolojik problemleri olduğunu görmek için psikolog olmaya gerek yok sanıyorum. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi Arthur zaten PSTD (Posttraumatic stress disorder) olarak da bilinen Travma Sonrası Stres Bozukluğu ile hayatı boyunca savaşmış. Bunun yanı sıra filmin bir kısmında aslında onun şizofren olduğunu da öğreniyoruz. Siyahi kızla olan ilişkileri ve stand-up sırasında insanların ona gülmesi aslında Arthur’un sanrılarıymış. Rupert ise Arthur’a göre daha masum bir psikopat. Kendisi belirli aşamalarda sınırları zorlayabilecek bir narsistliğe sahip. Eğer ona fırsat verilirse değerinin anlaşılacağına ve şüphesiz bir şekilde komik olduğuna inanıyor. Ayrıca Rupert’ın da bazı sanrılar gördüğünü söylemeliyiz. Örneğin Jerry’nin onu hafta sonu diğer ünlü konuklarla beraber kırsaldaki evine çağırdığına kendi kendine ikna oluyor.

4Dışlananların Hikayesi

Arthur yaptığı meslekten oturduğu eve kadar toplumun dışına itilmiş bir karakter. Kendisi garip psikolojik sorunları olan ve annesiyle yaşayan beş parasız bir palyaço. Palyaço şirketindeki tüm palyaçolar da aynı onun gibi toplumun genelinin kabul etmediği tipler zaten : Cüce, aşırı kilolu, yaşlı ya da başka ırktan insanlar…Arthur, Fleck soyadından nefret ettiğini annesini öldürürken dile getiriyor. Benzer bir şekilde Rupert’ın soyadı da hiçbir zaman doğru söylenemiyor. Pipkin, Pumpkin, Puppet gibi türlü yuvarlamalar ile dile getiriliyor. Bunun altında Rupert’ın soyadının zorluğu yatmıyor, kimse aslında Rupert’ın biraz karmaşık olan soyadını doğru söylemekle uğraşmak istemiyor. Çünkü bu iki karakteri de toplum umursamıyor ve dışa atıyor.

5Stand-up Kehaneti

İki başrolümüz de stand-up yapmak istiyorlar ve sürekli esprileri üzerinde çalışıyorlar. İkisinin de bu konuda büyük bir takıntıları var. Normal bir işte bile çalışamayan karakterlerimiz sektörde bir gün parlayacakları inancına öyle sıkı tutunuyorlar ki gerçeklerden uzaklaşıyorlar. Keza filmin sonunda ikisi de bir şekilde ünlü olmayı başarıyor.

6Oysa Herkes Başarısız Olabilir

İki karakter de her ne kadar ünlü olmak istediklerini dile getirse de ikisi de uzun bir süre boyunca bir kulüpte çıkıp sahne almıyorlar. Hatta Rupert bunu hiç yapmıyor, Arthur ise sadece bir kez yapıyor ve onun sonuçlarıysa bambaşka oluyor. Fakat buna rağmen ikisi de başarısız olduklarını ya da komik olmadıklarını kabullenmiyorlar. Bir gösteri yapmıyor olsalar da ikisi de bir yere gidecekleri ya da sahneye çıkacakları sırada mutlaka defalarca prova yapıyorlar ve tetikte kalıyorlar. Arthur annesine büyük bir komedyen olacağının haberini gururla veriyor, sevdiği insana bir şey kanıtlama isteği hâlâ içinde var. Rupert da eski arkadaşı ve aşkı Rita’ya, Jerry’nin programında yaptığı gösteriyi izletmek için polislerle anlaşma bile yapıyor.

7Korkusuz

İki karakter de birçok insanda olan içgüdüsel korku duygusuna sahip değiller. Rupert da Arthur da fiziksel acılardan çekinmiyorlar. Diğer filmlerde ve çizgi romanlarda gördüğümüz Joker’ların karakter yapılarını düşünürsek Arthur’un zamanla bundan zevk bile aldığını söylemek yanlış olmaz. İkisi de polislerin tüm çabalarına rağmen televizyon şovuna çıkıyorlar. Onları atlatıp şovlarını yapmak dışında hiçbir şey düşünmüyorlar. Polislerden kaçan Arthur metroda bir eylemcinin ölmesine sebep olurken Rupert da FBI’ın onu ölesiye dövme tehdidine rağmen, “Şovumu yapmama izin verin yeter,” minvalinde cümleler kuruyor. İki karakterin de hapisten korkmadığını söylemeye gerek bile yok.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here