Ana sayfa Edebiyat Gabriel García Márquez ve Yüzyıllık Yalnızlık Eserinden 7 Alıntı

Gabriel García Márquez ve Yüzyıllık Yalnızlık Eserinden 7 Alıntı

198
0

Gabriel García Márquez, 20. yüzyılın adından sıkça söz ettiren ve en önemli yazarlarından bir tanesidir. Kendisi Latin Amerika’da ‘Gabo’ adıyla da bilinir. Yazdıklarıyla bizlerin gönlünde taht kuran Márquez, 1972’de Neustadt Uluslararası Edebiyat Ödülü’nü ve 1982’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanmıştır. 1967 yılında yayımlanan eser, dünya üzerinde geniş yankılan uyandırmıştır. 2014 yılında aramızda ayrılan yazar için Kolombiya Devlet Başkanı Juan Manuel Santos’un “Gelmiş geçmiş en büyük Kolombiyalı” ifadesini kullanmıştır. Bizlerse büyülü gerçekçiliğin ustasını saygı ve sevgiyle anıyoruz.

“Yüzyıllık Yalnızlık’ı yazmaya başladığımda, çocukluğumda beni etkilemiş olan her şeyi edebiyat aracılığıyla aktarabileceğim bir yol bulmak istiyordum. Çok kasvetli kocaman bir evde, toprak yiyen bir kız kardeş, geleceği sezen bir büyükanne ve mutlulukla çılgınlık arasında ayrım gözetmeyen, adları bir örnek bir yığın hısım akraba arasında geçen çocukluk günlerimi sanatsal bir dille ardımda bırakmaktı amacım. Yüzyıllık Yalnızlık’ı iki yıldan daha kısa bir sürede yazdım, ama yazı makinemin başına oturmadan önce bu kitap hakkında düşünmek on beş, on altı yılımı aldı. Büyükannem, en acımasız şeyleri, kılını bile kıpırdatmadan, sanki yalnızca gördüğü olağan şeylermiş gibi anlatırdı bana. Anlattığı öyküleri bu kadar değerli kılan şeyin, onun duygusuz tavrı ve imgelerindeki zenginlik olduğunu kavradım. Yüzyıllık Yalnızlık’ı büyükannemin işte bu yöntemini kullanarak yazdım. Bu romanı dikkat ve keyifle okuyan, hiç şaşırmayan sıradan insanlar tanıdım. Şaşırmadılar, çünkü ben onlara hayatlarında yeni olan bir şey anlatmamıştım, kitabımda gerçekliğe dayanmayan tek cümle bulamazsınız.” (Tanıtım Bülteninden)

Bugün sizlere bu ünlü yazarın Yüzyıllık Yalnızlık isimli eserinden 7 alıntı derledik, iyi okumalar.

1Pencereleri, kapıları aç, biraz etle balık pişir, bulabildiğin en iri kaplumbağalardan al, varsın yabancılar gelip buldukları her köşeye serilsinler, gül fidanlarının dibine işesinler, canları kaç sefer çekiyorsa o kadar tıkınsınlar, çizmeleriyle her yanı lekeleyip çamurlasınlar, bize de ne yapmak isterlerse yapsınlar, ancak böylelikle mahvolmayı durdurabiliriz.

2 Ölümü umursadığı yoktu; ama yaşam çok şey demekti. O yüzden de idam hükmü verildiği andaki duygusu korku değil, özlem oldu.

3 Hiç düşündünüz mü? Ummadığımız bir anda, ummadığımız bir durum bizi alıp yıllar öncesine götürüveriyor. Yıllardır aklımıza gelmeyen, varlığını bile unuttuğumuz olaylar,  zihnimizin karanlık dehlizlerinden birdenbire gün ışığına çıkıveriyor.

4 Yorgunluktan değil de, sırf düş görmeyi özlediklerinden uyumak isteyenler, bitkin düşüp uyuyabilmek için akıllarına gelen her yolu denediler.

5 Yağmuru seyretmekten öte hiçbir şey yapılamayınca, zamanı aylara ve yıllara bölmenin gereği yoktu.

6 Savaş çıkartmanın, savaş bitirmekten kolay olduğunu bilmiyordu.

7 Aşkları artık ölüme terk edilmiş gibi, kimsenin umursamadığı, soluğu tükenmiş bir sevdaydı artık.


BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here