Ana sayfa Edebiyat Kurtlarla Koşan Kadınlar Kitabından 12 Çarpıcı Alıntı

Kurtlarla Koşan Kadınlar Kitabından 12 Çarpıcı Alıntı

770
0

Son birkaç yıldır, şayet kitap fuarlarına gittiyseniz ya da ilgi gören kitaplara baktıysanız görmüşsünüzdür ki ‘’Kurtlarla Koşan Kadınlar’’ okurların merakını kazanmış bir durumda. Hakan Atalay’ın çevirisiyle dilimize kazandırılan bu mühim eserde kadınların iç seslerini dinlemeleri gerektiğinin ne kadar önemli olduğunun altı çiziliyor. Eser salt bunu anlatsaydı, pek çok çalışma ve kitaba benzerdi. Kurtlarla Koşan Kadınlar’ı ayrı kılansa yazarın kadınların yaratıcı yönüyle kurtların yabanıllığı arasında bir ilgi kurmasında. Travma sonrası kurtarma uzmanı, şair ve yazar Clarissa P. Estes’in bu eseriyle ilgili tanıtım bülteninde de doyurucu açıklamalar var: ‘’19. yüzyılla birlikte insanlığın doğadan kopuşu ve duygulara yer vermeyen kapitalist bir endüstri çarkının içinde kayboluşundan yola çıkarak, kadınların yapması gereken ilk şeyin içlerindeki doğal sesi keşfetmek olduğunu söylüyor ve kadınların içlerinde yatan sınırsız güç ve yaratıcılığın, kurtların doğal yabanıllığında yattığı savını ileri sürüyor.’’ İnsanlığın kadim birikimlerinden biri olan masallardan yola çıkarak meselesini anlatan yazar bu eseriyle daha çok konuşulacağa benziyor.

1Kadınlar, hayatlarının kapılarını açıp onun ücra köşelerindeki katliamı incelediklerinde, çoğu zaman en önemli düş, hedef ve umutlarının azar azar öldürülmesine izin verdiklerini görürler.

2Sağlıklı kadın tıpkı bir kurt gibidir. Sağlam, kunt, diri, hayat verici, konumunun bilincinde, yaratıcı, sadık ve göçebedir.

3Bir hayat çok fazla kontrollü olduğunda kontrol edilemeyecek kadar az hayat kalır.

4Kadınların yaşlarını yıllarla değil de, savaştan kalmış yara izleriyle saymaları da iyi bir fikirdir. İnsanlar kimi zaman bana “Kaç yaşındasın?” diye sorarlar. ”On yedi savaş yarası yaşındayım.” derim. Bu cevabım genellikle onları ürkütmez, tersine, uyum göstererek neşeli bir edayla kendi savaş yarası yaşlarını saymaya başlarlar.

5Bütün “hazır olmamalar”, bütün “zamana ihtiyacım varlar” anlaşılabilir, ama sadece kısa bir süre için. Gerçek şu ki, asla bir “tamamen hazır olma” söz konusu değildir, asla bir gerçekten “doğru zaman” yoktur. Bilinçdışına her inişte olduğu gibi, öyle bir zaman gelir ki, sadece en iyisi umularak burun sıkı sıkıya kapatılır ve en derin sulara atlanır.

6Ağırbaşlılığını sürdüren dışlanmış grubun sonunda hep bir zamanlar onu dışarı atan ana akım tarafından bizzat beğenildiğini ve aranıp bulunduğunu görmek hayranlık vericidir.

7Hepimiz başka birinin bizim şifacımız, gerilim kaynağımız, dolgu maddemiz olabileceğini düşünme yanılgısına düşeriz. Bunun böyle olmadığını görmek epey zaman alır; bunun nedeni ise, çoğunlukla yaraya içeriden bakmak yerine onu kendi dışımıza yansıtmaktır.

8Kadınlar olarak, kendimizin ölü ve parçalanmış kısımlarımızı geri çağırmak, hayatın kendisinin ölü ve parçalanmış kısımlarını geri çağırmak bizim meditasyon pratiğimizdir.

9Bir bahçenin ilkbahara hazır olabilmesi için, sonbaharda tersyüz edilmesi gerekir. Bahçe her zaman çiçeklenemez. Ama bırakın hayatınızın altüst oluşlarını kendi içsel döngüleriniz düzenlesin, dışınızdaki başka güçler, kişiler ya da içinizdeki negatif kompleksler değil.

10Kurtların ve kadınların kendilerini yanlış anlayanlar tarafından yok edilmesi çarpıcı bir benzerlik taşır.

11Yaranız konusunda gerçeği söyleyin ve sonra buna uygulanacak çarenin aslına sadık bir portresini çıkarın. En kolay olanına ya da el altındaki en kolay ulaşılabilenine yapışmayın hemen. Doğru ilaç için ısrar edin, onu tanıyacaksınız. Çünkü o hayatınızı daha zayıf değil, daha güçlü kılacaktır.

12Hepimiz vahşiye özlemle doluyuz. Bu özlemin kültürel olarak onaylanmış pek az panzehiri var. Bize bu tür bir arzudan utanç duymamız öğretildi. Uzattığımız saçlarımızı duygularımızı saklamak için kullandık.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here