Ana sayfa Animasyon Muhteşem Çizgi Dizi Avatar: Son Hava Bükücü’nün Dünya Çocuklarına Verdiği ve Büyüyenlerin...

Muhteşem Çizgi Dizi Avatar: Son Hava Bükücü’nün Dünya Çocuklarına Verdiği ve Büyüyenlerin Unuttuğu 7 Küçük Mesaj

1290
0

Son dönemlerde tekrar popülerleşmeye başlayan Avatar: Son Hava Bükücü, yıllar önce en sevdiğimiz çizgi dizilerden biriydi. Tekrar izlemeye başladığımızda artık dikkatimizi eğlence veya savaşa değil, dizinin felsefesi ve vermek istediği mesaja verdik.  Bu mesajlardan biri ise çoğu kültür ve felsefeyi fazlasıyla meşgul eden çakra terimi.

Çakra; her insanda bulunan enerji merkezlerine verilen ad. Fazla bir şekilde Hindu geleneklerinde kullanılan bir terim olması yanı sıra anlam bakımından Dünya üzerindeki tüm kültürlerde kabul edilen bir görüş. Çoğunluk olarak 7 adet çakra olduğu ve inanışların çoğunda isimlerinin değiştiği gözlemlenmekte. Çakraların işlevlerinde ise ruh ve madde bedenin arasında bulunan enerji akışını ve iletişimi sağlamak var. Bununla birlikte gelen denge ise bize iç ve dış huzuru sağladığına inanılıyor. Yani maddesel ve ruhsal hayatı sağlıklı bir şekilde yaşamak için dengeye ihtiyacımız olduğunu ve bu dengeyi sağlamak için bu enerji kanallarının sağlıklı çalışması gerekiyor.

Yeni dönemde moda olan Tükenme Sendromu, eski felsefelerde çakraların dengesinin bozulmasıyla başlayan ve yaşam enerjisinin azalmasıyla sonuçlanan bir olgu. İşte bu küçük çizgi dizide verilen mesajlardan biri ise Tükenme Sendromu veya yaşam enerjisinin azalmasının tedavisini öğütlüyor bize. Aynı zamanda Dünyayı ve kendimizi nasıl dengeye getireceğimizi.

Avatar hali için Aang’i eğitmeye hazır olan Guru’ nun açılış cümleleri ile başlıyoruz.

“Avatar haline hakim olmak amacı ile bütün çakralarını açmak zorundasın. Bu derede akan su, tıpkı insan vücudunda akan enerjiye benzer. Gördüğün gibi, suyun üzerinden akmadan önce girdap yaparak döndüğü bazı gölcükler vardır. İşte bu gölcükler bizim çakralarımız gibidir. Şayet etrafta yabancı maddeler olmasaydı, bu dere saf ve düzgün bir biçimde akardı. Ancak hayat düzensizdir ve bazı şeyler dereye düşmeye meyledebilir. Fakat gölcükler arasındaki yolları açarsak… Enerji akar. Vücudumuzda yedi tane çakra vardır. Her enerji gölcüğü bir amaca hizmet eder. Ve kendine özgü bir takım duygusal pisliklerden ötürü tıkanabilirler. Fakat uyarmalıyım ki, çakraları açmak şiddetli bir deneyimdir. Ve bir kere bu sürece başladın mı, yedi çakra da açılana kadar duramazsın.”

1TOPRAK ÇAKRASI

Omurganın kökünde bulanan toprak çakrası, hayatta kalmadan sorumludur ve korkuyla tıkanır. Korku hayatta kalma duygusunu her ne kadar tetikleyen bir duygu olsa bile insan psikolojisi üzerinde yıpratıcı bir etki bırakır. Bu sebeple insanlar korkularını bir kenara bırakmalıdır. Korkudan arındırılmış bir zihin, içinde hafif yel esen durgun bir denize benzer.

2SU ÇAKRASI

Bu çakra hazdan sorumludur ve suçluluk ile tıkanır. Suçluluk duygusunu ortadan kaldırmak için hatalarımızı kabul etmek ve kendimizi affetmek gerekir. İnsan vicdan ile donatılmış bir varlıktır. Vicdan her ne kadar kendi hakimimiz olsa bile bazen celladımız haline gelebilir. Bu durum insanın elindedir. Kendine suçlulukları yüzünden türlü cezalar veren ve bundan dolayı üzüntü duyan insan hayatında gelişen ve ilerleyen olumlu durumlardan haz veya lezzet alamaz. Bu durum insanı olumsuz bozulmalara, kırılmalara ve en kötüsü depresyona sürükleyebilir. Evet, bir şey yapmamak kolay ve bağışlamak çok zor. Özellikle kendini bağışlamak insan için ağır bir savaş. Ama dünya üzerinde olumlu bir etki bırakmak için önce kendimizi bağışlamalıyız.

3ATEŞ ÇAKRASI

Midede bulunan ateş çakrası, iradeden sorumludur ve utançla tıkanır. Kendimizi en çok hayal kırıklığına uğrattığımız o anı düşünelim. O yaşadığımız utancı. Ve bu utanç yüzünden defalarca bu durum aklımıza geldiğinde düşünmemek için verdiğimiz mücadeleyi. İnsan hayatının bir kısmını inkar ederse asla dengeyi bulamaz. Hepimiz insanız ve elbette hata yapacağız. Büyük veya küçük. Az veya çok. Ama günün sonunda iyi bir insan olmak ve ailemize, arkadaşlarımıza, sevdiklerimize ve dünyaya pozitif yönde katkı sağlamak için verdiğimiz mücadeleyi irademiz ile sağlayacağız. İrademizi korumamızın tek yolu pişmanlık ve utançlarımızı bir kenara bırakmak.

4HAVA ÇAKRASI

Kalpte bulunan hava çakrası, sevgiden sorumludur ve kederle tıkanır. Keder ve üzüntü çoğunlukla kayıplar ile ortaya çıkan kavramlardır. Bu kayıplar bazen iş bazen insan olabilir. Ama sonuçta insanın yaşama enerjisini bir kara delik misali emen ve merkezinden çıkarmayan kuvvetlerdir. Keder ve üzüntünün en büyük ilacı sevgidir. Tolstoy’un dediği gibi; “Sadece güçlü bir şekilde sevebilen insanlar, çok büyük acılara katlanabilirler, ancak bu sevme ihtiyacı acılarına karşı gelerek, onları iyileştirir.” Burada bahsedilen sevgi sadece insana olan sevgi değildir. Örneğin en kötü hissettiğiniz anlarda evcil hayvanınızın kucağınıza yatmak için çabalamasında gelen rahatlamayı düşünün veya bir sınavı kaybettiğinizde en yakınınıza sarılışınızı. İnsan sevgi ile büyür ve sevgi ile yaşar. İnsana, hayvana ve doğaya sevgi göstermek kederimizi yok eder. Sevgi dünyayı terk etmeyecek tek duygudur.

5SES ÇAKRASI

Boğazda bulunan ve doğrulardan sorumlu olan çakradır. Yalanlarla tıkanır. Kendimize söylediğimiz yalanlarla. İnsan kendi doğası hakkında yalan söyleyemez. Kendi doğasını kabul etmelidir. Toplum içinde kendini konumlandırmak için uydurduğu imaj sayesinde başlar insan kendine yalan söylemeye. Doğaya açıldığımızda veya bir kamp ortamında en basit örnekle aile ve arkadaş ortamımızda o imaja ihtiyacımız yoktur ve kendi doğamız ile oradayızdır. O zaman bulunduğumuz mutluluk konumunu her zaman aramıyor muyuz? Kendine yalan söyleyen insan başkalarına yalan söylemeyi de meşrulaştırır. Toplumda oluşan bozulmada bir pay sahibi olmak sırasıyla önce kedere sonra utanca dönüşür. Bundan duyulan suçluluk daha sonra korkuya dönüşür. Adım adım ilerleyen bu süreç günün birinde farklı bir olay ile farklı sonuçlar ile ortaya çıkar. Bu durumdan uzak yaşamak insan için daha olumludur.

6IŞIK ÇAKRASI

Alnın ortasında bulunan ışık çakrası, sezgiden sorumludur ve sanrılar ile tıkanır. Bu dünyadaki en büyük sanrı, farklılık sanrısıdır. Aynı ve farklı olduğunu sandığımız her şey aslında birdir ve aynıdır. Her şey temelde atomlardan ve boşluktan oluşmuştur. Ve hepsinin toplamı şu an içinde yaşadığımız koca bir evren çarkını oluşturmuştur. Temeli ve ulaştığı son geniş noktada aynı ve tektir. Bir diğer ve sık olarak karşımıza çıkan ve sezgilerimizin aptallaştığına delil niteliğinde olan sanrı ise dünyadan işaret beklediğimiz zaman veya büyük bir karar vermek üzere olduğumuz zaman ortaya çıkar. Dinlediğimiz şarkıdan duyduğumuz bir cümle, saate bakar iken denk geldiğimiz bir sayı gibi şeylerden bir sanrı ortaya çıkarırız. Oysa ki sezgi maddi bir şey değildir. Sezgi tamamen zihin ile ilgilidir.

7FİKİR ÇAKRASI

Kafanın tepesinde bulunur, saf enerjiden sorumludur. Maddi bağlarla, bağımlılıklar ile tıkanır. İnsanı dünyaya bağlayan şeyler maddi şeyler olmamalıdır. İnsanlar gider, gelir ve değişir. Sevgi, değer gibi maddesel olmayan şeyler baki kalır. Dünyayı bugünlere getiren şey maddesel şeyler değil bilgi gibi maddesel olmayan şeylerdir. Bizi bugüne getiren zihin, akıl ve ruhtur. Geri kalan her şey bunları beslemek için ortaya çıkan ihtiyaçlardır. İhtiyaçların ne amaçla kullanıldığını unutmadığımız müddetçe gerçekten yaşarız. Kendi amacını bulan insan ancak gerçekten yaşamayı, hayatı sevebilir.

Sözün özü insan bu dünyaya ve bu dünyanın doğasına borçludur. İyi olmak, iyi oldurmak ve dünyayı aydınlık hale getirmek hepimizin vazifesi ve görevidir. Ama değişim önce kendi küçük zihinlerimizde başlar. Ve daha sonra yavaş yavaş tüm zihinlere, tüm evrene yayılır. Gerçek bir zihin kendini hayallere ve yalanlara kaptırmamayı her zaman bilir. Gerçek bir yürek nefretin zehrini zarar görmeden sindirmeyi başarabilir. Birilerinin yardıma gelmesini beklemek yerine, siz kendi kendinize yardım etmek zorundasınız. Bu dünyada bulunan bizde dahil her şeyin kökü aynı, hepimiz aynı ağacın dallarıyız. Yaşadığımız Dünya’nın kendi kendini yok etmesini istemiyorsak, iyiliğe ve sevgiye şans vermek zorundayız.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here