Ana sayfa Edebiyat Notre Dame’ın Kamburu Kitabından Alıntılar

Notre Dame’ın Kamburu Kitabından Alıntılar

137
0

Quasimodo“, Paskalya’dan sonraki ilk pazara verilen addır aslında. Hayatı, çanlar ve Notre-Dame Kilisesi‘nden ibaret olan Quasimodo, güzeller güzeli çingene kızı Esmeralda’ya, ilk görüşte büyük bir aşkla vurulur. Ne var ki baş rahibin gözü de Esmeralda‘dadır. Esmeralda‘nın dünyasındaysa Yüzbaşı Phoebus’ten başka hiç kimseye yer yoktur. Artık sevgi ile nefretin, iyilik ile kötülüğün kıyasıya mücadelesidir yaşanan.
Victor Hugo, olayları ince ince ördüğü Notre-Dame’ın Kamburu adlı ünlü eserinde, insan hayatında kaderin yerini de sorgulamış, kaleme alındığından bu yana birçok sanat eserine, özellikle de filmlere esin kaynağı olan muhteşem bir roman çıkarmıştır ortaya. 
Tanıtım Bülteninden

Notre Dame’ın Kamburu, Victor Hugo‘nun en önemli eserlerinden biridir. Kitabı: filmlere, animasyonlara uyarlanmıştır ve günümüzde hâlâ müzikal tiyatro gösterileri devam etmektedir.

Sizlere bu güzel eserden seçili alıntıları derledik. Alıntıları okurken bu müthiş şarkı size eşlik edebilir:

Keyifli okumalar! (:

Evlat edindiği çocuğu vaftiz edip, kâh onu bulduğu günün anısına, kâh da bu isimle zavallı küçük yaratığın ne kadar eksikli ve kusurlu olduğunu belirtmek için Quasimodo adını verdi. Gerçekten de tek gözlü, kambur, çarpık bacaklı Quasimodo sözde insan görünümlüydü.

-Quasimodo Latince’de sözde insan görünümlü anlamına gelmektedir.

Gündüz herkesindir. Beni neden hep geceye mahkûm ediyorlar?

Bayramda beni unutuyorlar. Haksız da değiller.
Ben onu düşünmezken, dünya neden beni düşünecek?

Zamanın gözü kördür, insan ahmaktır.

Zavallı kız! Çok güzel dişleri vardı, onları göstermek için gülmeyi severdi. Oysa gülmeyi seven ağlamaya doğru yol alır; güzel dişler güzel gözleri mahveder.

Kadınların hor görüldükleri yerde, Tanrı’ya dua etmek bir işe yaramaz.

Oysa ben zindanı içimde taşıyorum.

Demek insanın kendini zayıf hissetmesi ve çılgına dönmesi için
sefil bir düşünce yeterli olabiliyor.

Dostluk nedir, biliyor musunuz? diye sordu.
+Evet, diye yanıtladı Çingene kızı; kardeş gibi olmaktır, tıpkı elin iki parmağı gibi iç içe geçmeden birbirine dokunan iki ruh gibi…
Ya aşk?
+Ah aşk!.. İki sevgilinin bir bedende bir araya gelmesi. Bir melekte bütünleşen bir erkek ve bir kadın. Cennetin ta kendisi.

Ne kadar çirkin olduğumu hiç şu anki kadar çok hissetmemiştim. Kendimi sizinle kıyasladığımda, zavallı bahtsız bir canavar olarak kendime acıyorum! Söyleyin, sizde vahşi bir hayvan izlenimi uyandırıyorum, öyle değil mi? Siz bir güneş ışığı, bir çiy tanesi, bir kuş cıvıltısısınız! Bense ne insana ne hayvana benzeyen, sert, ayaklar altında çiğnenmiş ve çakıl taşından daha şekilsiz korkunç bir yaratığım!” Bu sözlerin ardından gülmeye başladı; bu dünyanın en yürek parçalayıcı gülüşüydü.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here