Ana sayfa Edebiyat Ömer Zülfü Livanelioğlu, Bilinen Adıyla Zülfü Livaneli: Huzursuzluk’tan 7 Güzel Alıntı

Ömer Zülfü Livanelioğlu, Bilinen Adıyla Zülfü Livaneli: Huzursuzluk’tan 7 Güzel Alıntı

454
0

”Merhamet zulmün merhemi olamaz.” cümlesinin kitaba dökülmüş halidir Huzursuzluk. Okurken yardım eliniz kitaba uzanıyor. Ama elinizden bir şeyin gelmeyişini satır aralarında iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Tek solukta bitirmek isteyeceğiniz bu muhteşem kitaptan sizlere 7 tane alıntı derledik.

1 ”Harese nedir, bilir misin oğlum? Arapça eski bir kelimedir. Bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Harese şudur evladım: Develere çöl gemileri derler bilirsin. Bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kan dikenle karışınca bu tat devenin daha çok hoşuna gider. Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. Bunun adı haresedir. Demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. Bütün Ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.

2“Eski bir Arap şiiri geliyor aklıma; Asil insanların en neşeli zamanlarında bile bir hüzün vardır, daha düşük ruhlar ise en sefil zamanında bile neşelidir.”

3Babaannemin göğsünde de ceylan dövmeleri vardı; bir keresinde sormuştum ‘niye yaptın bunu babaanne’ diye. ‘İçim sıkıldığında göğsümde gazeller uçuşsun istedim.’ cevabını vermişti.

4“Dünya bir penceredir, her gelen baktı geçti ” diye tekrarlıyorum durmadan. Felsefe bundan başka nedir ki diyorum. Raf çökerten onca kitap, onca üniversite, anlı şanlı profesörler, -sözüm ona- varlığı sorgulayanlar bundan başka bir şey söyleyebilirler mi?

5”Mutluluğu kendi dışımızda aramak, ağzı kuzeye bakan bir mağarada, güneşin doğmasını beklemeye benzer.”

6”Kadınla erkeği birbirine çeken, feromon mu, koku mu, ten uyuşması mı, kişilik mi, tavır mı, davranış mı, ses mi, gülüş mü, bakış mı, boy pos mu, ruh güzelliği mi, kafa denkliği mi her neyse, hiçbiri yoktu bunların. Belki de bir hikâyeye vurulmuştum ben; evet, evet bir hikâyeye, bir kültüre, bir tarihe vurulmuştum. insan bir hikâyeye vurulur mu?”

7Doğru yolu bulmam için bana yardım et, sana yardım etmeme izin vererek bana yardım et, kendi gözümde değer kazanmam için bana yardım et, oradan oraya savrulmuş bu değersiz adamı kurtarmak için yardım et.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here