Penny Dreadful; 19. yy sonları ve 20. yy başlarında, ucuz kağıt üzerine basılmış, birkaç pennye satılan ucuz romanlardır. Penny Dreadful dizisi de ismini aldığı bu romanlardan kurgulanarak oluşan bir dizi. Victor Frankenstein ve Canavarı, Dorian Grey, Van Helsing, Mina Harker, Dr. Jekyll ve Mr. Hyde, ve daha niceleri… Fakat bütün bu karakteri barındıran bir dizinin korku/aksiyon dizisi olmasını bekliyorsanız şaşıracaksınız, çünkü Penny Dreadful, başlıkta da belirttiğim gibi, şiir gibi bir dizi. Edebi havası, dönemin Londra’sının mükemmel atmosferi ve olağanüstü başarılı oyunculuklarla beni kendine aşık etmişti bu dizi.

Dizinin en hayran kalacağınız karakterlerinden biri Dr. Frankenstein, diğer yapımlarda görüldüğünden çok daha farklı çıkıyor karşımıza. Hem duygusal ve ürkek, aynı zamanda da aşırı sapkın, hem çok zeki hem de bazı konularda bir çocuk gibi saf… Penny Dreadful’dan önce adını pek duyuramamış olan aktör Harry Treadaway hayatının performansını sergilemiş diyebiliriz bu eserde.

Dünyada kendine yer bulamayıp bir tiyatroya sığınan ve orada çalışmaya başlayan bir ucube, bir sürü kitap okuyup kendine İngiliz bir şair olan John Clare’in ismini koyan biri… Kimden mi bahsediyorum? Bir çok filmde korkutucu ve zeka sahibi olmayan bir zombiyi andıran, Frankenstein’ın Canavarından bahsediyorum. “Nazik gözler nereye bakarsa oradaki güzel şeyleri görür.” diyen bir “Canavar” ama bu. Bana göre dizinin en üstün performansını da Rory Kinnear‘ın canlandırdığı John Clare karakteri sergiliyor. Onun sahnelerini defalarca döndüre döndüre izliyorum.

Vee tabi ki Eva Green… Hollywood’un en başarılı aktrislerinden olan Eva Green’in, bence en iyi performansıdır Vannesa Ives karakteri. Zarif, güçlü, korkutucu ve aşırı komplike bir karakterdir Vannesa Ives. Her sezon sadece Vannesa Ives’ın merkezinde olduğu, çok zor sahneler barındıran flashback bölümleri vardır ve Eva Green bu bölümlerde olağanüstü muhteşem bir iş çıkarıyor. Ana hikayeden, bir nebze bağımsız olan bu bölümleri diziyi bitirdikten sonra kaç kez daha izledim sayısını unuttum bile.

Gelelim artık asıl konumuza. Edebi havanın, dönemin atmosferinin ve oyunculukların bu dizi üstünde büyük bir etkisi var dedim. Ancak bu diziyi bu kadar muhteşem yapan etkenlerden biri de muhteşem müzikleridir. Polonyalı besteci Abel Korzeniowski o kadar ustaca işler çıkarmış ki izlerken dizinin büyüsüne kaptırıyorsunuz siz de kendinizi. Hem korku temasını yansıtan, hem hüzne boğan, hem de huzur veren müzikler yapmış bu muhteşem dizi için Polonyalı besteci. Ben de sizler için Penny Dreadful’un dinlerken hüzünlü bir huzur veren muazzam müziklerini derledim. Dilerseniz Spotify Çalma Listemizden, dilerseniz de sitemizdeki Youtube videolarından bu harika müzikleri dinleyebilirsiniz 🙂

“Kum tanesinde görebilmek dünyayı, Ve cenneti bir yaban çiçeğinde… Sonsuzluğu avuçlarının içinde tutabilmek, Ve ebediyeti bir saat içinde.”

1.Sezon Müzikleri

1Demimonde (Main Title)

2Modern Age

3Street. Horse. Smell. Candle

4There Is A Place

5Welcome To The Grand Guignol

6Everyone Likes Oranges

7Never Say No

8Abomination

9Closer Than Sisters

10Let Me Die

11Back Hand Of God

12In Peace

13Reborn

14Up The Side Of A Mountain

15Explorer’s Club

2. Sezon Müzikleri

16Vanessa’s Dream

17Ethan’s Waltz

18Joan Clayton

19Melting Waltz

20Weapon, Ritual, Superstition 

21Little Deceptions

22Ghost Waltz

23Be True

3.Sezon Müzikleri

24Nocturnal Danger

25Guardian Angels 

26Rejection

27Common Red Fox

28One Day Soon

29Boat to Africa

30Let it end 

“When Lucifer fell, he did not fall alone. They will hunt you until the end of days. Be true.”

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here