Ana sayfa Sinema Sinema Yolları Taştan: Tarkovski ile Sinemaya Bakış

Sinema Yolları Taştan: Tarkovski ile Sinemaya Bakış

478
0

Bu yazımızda Glasnost öncesi kuşağın en iyi yönetmeni, şiirsel sinemanın önde gelen isimlerinden Rus yazar, aktör Andrey Trakovski’nin dilinden kendi sinema perspektifini göreceğiz. Işte beş başlıkta Tarkovski’nin penceresi! 

* Glasnost (“Açıklık”), Sovyetler Birliği’son döneminde Mihail Gorbaçov’un liderliğinde ülkede demokratikleşmeye doğru değişim amacıyla uygulanmış politikaların tümüne verilen addır. 

1Yönetmen Olmaya Karar Veremezsiniz Yönetmen Olursunuz!

ANDREY TARKOVSKİ

Yönetmen olmaya karar veremezsiniz, yönetmen olmanız gerekir. Sinema okulunda hocalık yapıyor olsaydım, öğrencilerimi yönetmen olmaya çalışmaktan vazgeçirmeye çalışırdım. Yönetmen olmak için nasıl emek vermek, nasıl mücadele etmek gerektiğini kimse bilmez. Yönetmenin asıl işi oyuncularla sette değildir. Yönetmenlerin yaptığı işin şairin, Bestecinin kendi içlerinde gerçekleştirdikleri yaratıcı çalışmadan farkı yoktur, sadece insanların gözlerinden uzakta gerçekleşir. 

2Sinema Şiirsel Bir Sanattır

 

Eğer yönetmen senaryoya bakıp ondan çekilecek filmin nasıl olacağını kestirebileceğini düşünüyorsa derin bir yanılgı içindedir. Sinema yüksek bir sanattır. Derinden yapılan şiirsel bir sanattır. Bu nedenle sinemanın potansiyelini çiğneyip geçecek şemalara  ihtiyacı yoktur.    

Yönetmenin ikilemi, paraya derinden bağlı olması gerektiğine İndirgenebilir. Sonuçta sinema kökleri, piyasaya uzanan tek sanattır. Fakat sinemanın kısa tarihinde, çok daha büyük şeyler yapabileceğini gösteren birkaç film çıkmıştır. 

3Solaris’i En Başarısız Filmim Olarak Görüyorum 

Andrey Rubley’i  çekerken , tarihsel bir film olarak görmedim, Solaris’i de bir bilim kurgu filmi olarak düşünmedim. Gerçi Solaris’i en başarısız filmim olarak görüyorum. Bunun nedeni ise bilim kurgu bağlantısını bertaraf etmeyi başaramamış olmam. Ivan’s Childhood’un  ise benim için özel bir anlamı vardır. Bu film benim yaratıcı çalışma yapma hakkına sahip olup olmadığımı gösteren bir tur sınavdı.  

*Ivan’s Childhood(Tarkovski’nin Venedik Film Festivali’nde büyük ödül kazanan ilk uzun metrajlı filmi)  

*Andrey Rublev (İkinci filmi Andrey Rublev (1969), 1971’e kadar Sovyet yetkililerce yasaklanmış olarak kaldı. Cannes Film Festivali dahilinde, ödül almaması için kasıtlı olarak festivalin son günü sabah saat 4:00’te gösterilmesine rağmen bir ödül kazanmayı başardı.) 

*Solaris (Ünlü bilim kurgu yazarı Stanislav Lem’in aynı adlı romanından uyarlanan Solaris (1972), Stanley Kubrick’in 1968 yapımı 2001: Uzay Yolu Macerası’na Sovyetlerin cevabı olarak görüldü ancak Tarkovsky bunu hiçbir zaman kabul etmedi.) 

4Sinema Bugün Büyük Yapımcıların Elinde 

Sinemanın, sesli filmlerin başlangıcına damgasını vuran dönemden daha zor ve eleştirel bir süreçten geçtiğini söyleyebilirim. Nasıl çıkılacağını pek bilmediğim bir dönem bu. Bu durum yeni teknolojinin kullanılmasıyla olmadı, ekonomik baskılar yüzünden oldu. Mesele şu ki sinema bugün büyük Amerikalı yapımcıların elinde .Bu yapımcılar da esasen piyasaya bir video kaset sürmekle ilgileniyorlar. Halkın daha zekileşmiş, sonuçta daha fazlasını talep eden geniş bir kesiminin isteklerini karşılamak yerine, hiç olmadığı kadar yüksek kârlar elde etmek istiyorlar. 

5Film Çekerken Beyaz Perde İçin mi Yoksa Televizyon İçin mi Çektiğinizin Daima Bilincinde Olmalısınız 

Halk sürekli televizyon seyretmeye başladığından bu yana sinemaya başka bir havayla gidiyor. Sinemaya artık yalnızca kafasını dağıtmak ya da eğlence için gitmiyor. Görmeye değer bir şey, tümüyle yeni bir şey görmek için gidiyor.  

Film çekerken beyaz perde için mi yoksa televizyon için mi çektiğimizin daima bilincinde olmalısınız. Çünkü seyircilerin algı modu; karanlık, kalabalık bir salona gömülmüş olmalarına ya da evde ellerinde uzaktan kumanda dikkat dağılması muhtemel sonsuz sayıda şeyin ortasında yalnız oturuyor olmalarına dayalı olarak tümüyle değişmektedir. Dahası sinemaya gitmek iradi bir eylemdir. Televizyonda film seyretmek ise her zaman öyle değildir!           

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here