Ana sayfa Sinema Sinemanın Yedi Güzel Adamı: 7 Yönetmen ve Meşhur Çekim Teknikleri

Sinemanın Yedi Güzel Adamı: 7 Yönetmen ve Meşhur Çekim Teknikleri

1003
0

Konu yönetmenler ve çekim teknikleri olduğunda karşımıza terimlere boğulmuş kitaplar ya da sözlük yardımıyla okunması gereken araştırma yazılarının çıkması muhtemeldir. Bu karmaşıklıktan kurtarılmış yazımızda, size filmleri dünyanın her yerinde tanınan yönetmenlerimizin hayatlarından ve meslek sırlarından küçük kesitler sunuyoruz.

1Stanley Kubrick

‘Bu gezegenin yok olmasının kozmik ölçekte hiçbir önemi yoktur.’

Akıcı kamera hareketleri, perspektif ve alan derinliğini her filminde gözetmesi, sahnelerde karakterleri biri tarafından takip ediliyormuşcasına yaptığı kamera takipleri (slider çekimleri) onun filmlerini tanımamızı sağlayan en önemli etkenler olabilir. Bir noktadan aşağı ya da paralel duvarların arasında uzun suren tek açılı çekimleri sever ve bu sahneler genelde banyoda biter!  Kendisi bir pinpon ustasıdır ve tüm filmlerinde muhakkak bir pinpon sahnesi göze çarpar. Takıntılarından en büyüğü yazı tipleridir (tipografi), film afişlerinde ısrarla sans serif yazı tipini kullanır. Filmlerini tanımak kaçınılmaz olsa da kendisini tanımak pek mümkün değildir hatta bir keresinde kapısını çalan bir gence kapıyı açıp Kubrick evde değil dediğini de bilmekteyiz!

2Martin Scorsese

‘Tüm hayatım filmler ve dinden ibarettir hepsi bu kadar dahası yok.’

Long tracking shot (izleyici çekim veya kaydırmalı çekim) konuşulacaksa akla gelen ilk isimdir ama biz bunu konuşmayacağız. Çete savaşları, bıçaklı kavgalar, ölümüne dövüşler; işte bir Scorsese filmini izlemektesiniz! Onun kamerası hareket eden bir objeyi kesintisiz takip eder, en iyi örneğini ise Goodfellas filminde görürüz. Filmde kamera karakterleri önce sokaktan Copacabana’nın bodrumuna ordan mutfağa ordan da salona kadar takip eder. Yavaş ve donuk çekimleri filmlerinden eksik etmez. Sessizliğin etkisini kullanmak ve aynada kendine bakan karakterleri çekmek tam bir Scorsese işidir. 3 vazgeçilmezi ise : Rolling Stones, New York aksanı, Leonardo DiCaprio!

3Quentin Tarantino

‘Seyirciyle yönetmen arasında sado-mazo bir ilişki vardır ve mazoşist olan taraf seyircidir.’

Yukarıdaki sözüyle bize ‘kan’ sevgisini ve yarattığı tüm karakterleri öldürmekten çekinmeyeceğini anlatsa da, işkence ve ölüm sahnelerinde anlattığı upbeat muzikler bize onun eğlenceli yönünü gösteriyor. Araba bagajından yaptığı çekimler ve ayak fetişi içeren sahneleri onun karakteristik yönetmenliğinin önemli parçaları. Yemeklere odaklanmayı sever, onların varlığının temsil ettiği şeyleri göstermek tarzıdır, kendi yarattığı yemek markalarını filmlerinde göstermekten kaçınmaz (örneğin Big Kahuna Burger/ Pulp Fiction). Film girişindeki görsellik ve isimlerin sunumu, sarı ağırlıklı yazılar ve özel fontlar… Kendi filmlerinde her zaman küçük rollerde oynar.

4Steven Spielberg

‘Ayda bir dünyam başıma yıkılır. Kendime gedikten sonra, yapmak istediğim yeni bir film bulmuş olurum.’

‘Easy Rider, Raging Bull’ kuşağı yönetmenler arasında en mazbutu olan Spielberg’in sinema macerası tam da bu onun nezih mizacına yaraşır bir rotadan başlamıştır: izci kampı. İlk filmi The Last Gunfight’ı fotoğrafçılık dalında biz izci nişanı kazanmak üzere 8mm formatında çekmişti. O günlerde film ekibi olarak kendinden küçük 3 kız kardeşini kullanır, filmin finansmanını mahalle sakinlerinin bahçelerine fidan dikerek kazandığı paradan sağlardı. Ayrıca gerçekleştirdiği ‘gösterimlere’ giriş ücreti almaktan geri durmayan Spielberg kardeşlerinin birine de mısır sattırıyordu. Bir gün onu köşeye sıkıştıran küçük mahalle kabadayısından kurtulmayı ise, çekmekte olduğu 2.Dünya Savaşı filminde başrol teklif ederek başardı.

5David Lynch

‘Kötü hava diye bir şey yoktur yanlış kıyafetler vardır.’

Amerikan groteskinin şairane yönetmeni Lynch birçok filmde tasvir edilen durağan, ufak kabasaba ortamıyla benzerlikler taşıyan bir dünyada yetişmişti. Kendi ifadesiyle, ‘kazıklı çitleri, mavi gökleri, kırmızı çiçekleri, kiraz ağaçları’ olan bir yer. Ancak filmlerindeki karakterler gibi, genç David’in de ilgisini, nahoş ve tekinsiz şeyler çekiyordu. ‘karıncaları inceler, cephane ve silahları çizerdim’ şeklinde açıklamıştı başlıca çocukluk meşgalelerini. Küçüklüğünü geçirdiği evin çevresindeki kiraz ağaçlarından akan sakızı emen karıncalardan bahsediyordu. Neden silah çizdiğinin açıklaması ise basitti, silahların fiyakalı olduğunu düşünüyordu. Özellikle Browing yarı-otomatik makineli tüfekler favorisiydi.

6Alfred Hitchcock

‘Bir filmin uzunluğu insan mesanesinin dayanıklılığı ile doğru orantılı olmalı.’

Bize ”Sapık” filmini veren, gerilim filmlerinin usta isminin, sağlıksız bir şekilde yetiştirildiğini söylemek hiç kimse için sürpriz olmayacaktır. Alt orta sınıf katı bir Katolik ailenin üç çocuğunun en küçüğü olarak doğan Alfred  Joseph Hitchcock, anne ve babasıyla, yakınmış gibi görünen, kimilerine ürkütücü gelecek bir bağ kurmuştu. Küçük roller açısından Alfred Hitchcock gerçek bir aktör! Kendi çektiği 52 filminin 39 unda görülmektedir. “Şüphe Ustası” olarak anılan Hitchcock, bu özelliğini en çok kamerayı oyuncunun gözü olarak alıp, izleyicilere ilk gözden izlemelerini sağlamasıyla gösterir. Gölgeleri hünerle kullanma, “Decoy Plot Points” kullandığı diğer önemli tekniklerdir. Zaten Hitchcock filmleri genelde psikolojik gerilim olarak anılırlar. Bunlar dışında Hitchcockun sarışın aktörleri baş rollere vermesi  ve çekimler sırasında ışığı, gölgeleri ve renkleri o sarışına göre kurması onun tarzını oluşturan teknikler arasındadır.

7Tim Burton

‘Bir kişinin deliliği, bir diğerinin gerçekliği olabilir.’

Tim Burton, filmlerine gotik bir görünüm vermek için keskin zıtlıklar (genellikle kırmızı) ile birlikte bir siyah-beyaz ve renkli düzeni kullanarak, Hollywood’un “karanlık” yönetmen olmanın seçkin onuruna sahip. Birçok insan Burton filmlerini onun yarattığı değişik yaratıklar, karanlık uğursuz karakterler, ışıkla karanlığın arasındaki savaşlardan hemen anlar. Ama farklı bir olayı daha var ki o da , film girişindeki stüdyo logosunu her zaman kendi isteği doğrultusunda değiştirmesidir. Helena Bonham Carter ve Johnny Depp’ten bahsetmeye gerek bile yok aslında! Ve son olarak yönetmenin en çok sevdiği şey karakterlerin üstüne üstüne yağan o kardır diyebiliriz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here