Ana sayfa Edebiyat Uçurtmayı Vurmasınlar Kitabından Vicdanları Sızlatan 7 Alıntı

Uçurtmayı Vurmasınlar Kitabından Vicdanları Sızlatan 7 Alıntı

302
0

Annesi ile birlikte cezaevine mahkûm edilen Barış’ın, orada ona en yakın arkadaşlık eden İnci ablasına yazdığı mektuplardan oluşuyor bu kitap. Kimi zaman güldüren kimi zaman hüzünlendiren ama hepsinin sonunda düşündüren soruları ile bir çocuğun dünyasına adım atarken, Uçurtmayı Vurmasınlar kitabı ile tutukluların dünyasında da kendimizi buluyoruz. Ayrıca 1986 yılında kitap halinde basılan bu roman, 1989 yılında Uçurtmayı Vurmasınlar adı ile film olarak beyaz perdede yer almıştır.
Evet küçük Barış’ın gözünden yazılan mektuplardan 7 alıntıyla sizleri baş başa bırakıyoruz.

1Sen Filiz’i tanımazsın. (…) Kitap okuduğu için getirmişler. Hani kitap okumak güzeldi. Ben buradan çıkınca kitap okursam beni yine getirirler mi?

2“Nişanlın neden kafeste?” diye sordum. Halkını sevdiği içinmiş. “Sen niye buradasın?” diye sordum Nevin’e. O da halkını sevdiği için buradaymış. Ben büyüyünce halkımı hiç hiç sevmeyeceğim. Halkını sevenler hep kafese giriyor.

3Koğuşa gelen kartında, çıkar çıkmaz yazdığını söylüyorsun ama bizim elimize daha bugün geçti. Kartında şöyle demişsin: ”Çerçevesiz gökyüzünü ve tel gölgesiz güneşi sizinle paylaşmak için hemen yazıyorum.” Bu cümlenin altını kırmızı kalemle çizmişler. ‘Güneş’ ve ‘paylaşmak’ sözcüklerinin yanına da soru işareti koymuşlar. İdaredeki bıyıklı amcalar bu sözleri anlamamışlar mı? Ben bile anladım. Üstelik mektupları getiren çok anahtarlı amca, ”Söyleyin bu arkadaşınıza bir daha böyle zararlı laflar etmesin.” dedi. Ben de mektuplarda neyin zararlı olduğunu anlamaya çalışıyordum. Şimdi büsbütün kafam karıştı. Sen hep, ”Paylaşmak en güzel şeydir.” derdin. Bisküvimi Hacer’le paylaşmayınca kızardın. Paylaşmak zararlı ise ben de bir daha paylaşmam. Güneş neden zararlı İnci?

4Yine akşam oldu işte. Hiç sevmiyorum akşamları. Gün batarken sayıyorlar bizi. İçeri sokuyorlar sonra. Kapıyı da kilitliyorlar üzerimizden. Koğuştan avluya açılan demir kapıda minicik bir mektup deliği var. En son Safinaz’la ben kalırız o deliğin başında. Boşalan avluya bakarız bir süre. Gardiyanlar avlu merdivenlerini çıkıp idareye giden dış kapıyı da kapatırlar. Akşamı götürürler anahtarlarıyla birlikte. Yıldızları da…

5Kuşlar tutsak yaşayamazlarmış. Ya çocuklar, İnci? Onlar tutsak yaşayabilirler mi?

6Neden “gardiyan ana” diyorlar ona İnci? Annem bile öyle diyor. O herkesin anası mı? Ama bizi içeri kilitliyor. Anneler çocuklarını kilitler mi?

7 Zeynep’e sordum, “Siz neden hepiniz aynı sofrada yiyorsunuz?” diye. “Biz her şeyimizi paylaşmayı severiz,” dedi tıpkı senin dediğin gibi. Paylaşmak kötü mü İnci? Sevim diyor ki, siz hepiniz paylaşmayı sevdiğiniz için buradaymışsınız. Paylaşmayı sevmeyenler kapatıyormuş sizi buraya. Çok anahtarlı amca senin mektubundaki paylaşma sözüne kızmıştı. O mu kapattı sizi buraya?

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here