Ana sayfa Sinema Uzak Doğu’dan Gelen Hava Dalgası: Akira Kurosawa ile Sinemaya Bakış

Uzak Doğu’dan Gelen Hava Dalgası: Akira Kurosawa ile Sinemaya Bakış

306
0

Japon pazarı çeşitliliğinden çok uzaklarda; Japon sinemasını sofistike filmleriyle boyutlandırmış yönetmen Akira Kurosawa’dan sinema adına birkaç tavsiyemiz var! Bu yazımda, meraklısından – harbiden meraklısına senaryo-film denklemini Japon sinemasının imparatoru Kurosawa’nın penceresinden anlatıyorum.

1Senaryo-Yönetmen

 ‘Kökün yeşerip bir ağaç olmasını senaryo, çiçeklenip meyve vermesini ise yönetmen sağlar.’

Bana bir prodüktör ya da film şirketi tarafından dikte edilen hiçbir filmi yönetmedim. Benim filmlerim belli zamanlarda belli yerlerde kendi düşüncelerimden filizlenir. Bence bütün filmlerin kökünde bir şeyi içgüdüsel olarak açıklama isteği vardır. İşte burada yukardaki söz devreye giriyor.

Bir yönetmenin görevleri oyuncuların yönlendirilmesi, kamera, seslendirme, dekor, müzik, montaj ve dublaj aşamalarının tamamını kapsar.  Bunlar ayrı ayrı uzmanlık alanları olarak görünse bile bağımsız değillerdir. Sonunda bütün bu fonksiyonlar yönetmenin elinde toplanır.

2Tavsiye

Bir senaryo yazmaya başladığımda filmin yapısını düşünmem. Japonya’da genellikle sahneler bölüm bölüm çekiliyor. Önce birini sonra öbürünü  çekerler. Ben ise birinci sahneyi yazarım kendimi düşgücüne bırakıveririm. Sahne büyür ve değişir.

İyi bir senaryo yazabilmek için büyük yazarların roman ve oyunlarını okumak gerekir. Bunların neden ‘büyük’ olduğunu düşünmeniz senaryo yazmanızda yararlı olacaktır. Okurken duygularınız yoğunlaştığında durup bunun nedenini düşünmelisiniz. İsim yapmış filmleri izlemek de yararlı olacaktır. ‘Büyük senaryoları okuyup, büyük yönetmenlerin teorilerine kulak vermelisiniz!’

3Uzmanlaşma

‘Amacınız bir film yönetmeni olmaksa önce senaryo konusunda bir uzman olmalısınız.’

İyi bir yönetmen iyi bir senaryo ile başyapıtlar üretebilir. Aynı senaryo ile vasat bir yönetmen ise ancak sıradan bir film yapabilir. Fakat kötü bir senaryo ile çok iyi bir yönetmen bile iyi bir film yapamaz. İyi bir senaryonun yapısı değişik tempolarda üç veya dört bölüm gerektiren senfonilere benzer.

Boş bir bellekle hiçbir şey yapmak olası değildir. Bunun için çok genç yaşımdan itibaren okuduğum kitaplarla ilgili notlar aldığım defterlerim var. Her kitap için kendi düşüncelerimi ve hangi bölümlerin beni neden etkilediklerini yazarım. Bu defterlerden yığınla birikmiştir. Yeni bir senaryo yazacağım zaman onları tekrar gözden geçiririm. Bir yerde mutlaka bir başlangıç yapacak bir düşünceye rastlarım. Hatta bazen tek satırlık diyaloglar için bile bu defterlerden yararlanırım.

En iyi senaryolar açıklama bölümü en az olan senaryolardır. Senaryo yazarken zaten kendisini anlatan bölümlere açıklamalar eklemek düşünebileceğiniz en büyük tuzaktır. Herhangi bir noktada bir karakterin psikolojik durumunu açıklamak çok kolaydır ama bir sorunu açıklamalarla değil de ince nüanslar ve diyaloglarla örmeye çalışmak güçtür. Ancak güç olması olanaksız olduğunu göstermez.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here