Ana sayfa Edebiyat Zülfü Livaneli’nin Başyapıtı Serenad’tan 10 Muhteşem Alıntı

Zülfü Livaneli’nin Başyapıtı Serenad’tan 10 Muhteşem Alıntı

1871
0

Zülfü Livaneli’nin 2011 yılında yayınladığı Serenad romanı uzun süre, ülkemizde, çok satanlar rafından inmemişti. 34 ülkede de basılan Serenad kitabını bu kadar özel kılan şey neydi peki?

Geçmişle bu günü ustaca bir kurguyla birleştiren Zülfü Livaneli, okuyucuyu içine çeken, bir çırpıda okurken derinden etkileyen ve hatta sarsan, iç içe geçmiş insan hikayelerini, savaşın acımasızlığını, adaletin gerekliliğini, dil, din, ırk, cinsiyet ayırmadan, politik bir taraf tutmadan, insanca sorguluyor ve adaletsizliğin karşısında ne kadar aciz olduğumuzu hepimizin yüzüne çarpıyor.

Bu mükemmel eserden sizler için harika alıntılar derledik. İyi okumalar dileriz.

1Haklı olanı güçlü kılamadığımız için güçlü olanı haklı kılıyoruz.

2+ Aramızdaki temel fark ne, biliyor musun? Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun!
– Peki, sen ne görüyorsun bakalım?
+ İnsan, sadece insan. Seven, acı çeken, acıkan, üşüyen, korkan bir insan.

3Farklı düşünmek, çoğu zaman düşman kabul edilmenin nedeni olurdu.

4Uçakların icadı Zweig’ın neslini çok heyecanlandırmış, dünyada savaşların sonunun geldiğine inandırmıştı. Uçaklar havadan uçtuğuna göre sınır filan tanınmazdı ki. Dolayısıyla sınırlar yok olacak, barış gelecekti.
Ama o nesil birkaç yıl sonra uçakların gökten bomba yağdırarak Avrupa’yı yıktığını görmenin şokunu yaşamıştı. Entellektüel iyimserliğe karşı, politik gerçek.

5Yanımda olmanı istiyorum diyemediğim için bu yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nasıl anlamaz? Düpedüz, sarıl bana dedikten sonra sarılmanın ne anlamı kalır!

6Her zaman olduğu gibi, cehenneme giden yollar iyi niyet taşlarıyla döşenmişti.

7Bilgi ne garip bir şeydir. Şişede hapsedilmiş bir cin gibi yıllarca duruyor, senin gelip kapağını açacağın günü bekliyordu.

8Ama inan bana, insanların çoğunun ruhu, bedeninden önce çürür.

9“Her yolculuk bir kader birliğidir, ama insanlar bunu bilmiyor.

10Niye hiçbir sokağın, caddenin, meydanın, köyün adı aynı kalmıyor, sürekli değişiyordu acaba? Tarihten kaçmak için mi? Her şeye sıfırdan başlamak için mi?

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here